• Anıl Yetişen

Pandemide çocuklar eve sığdı mı?

Pandemide çocuklar yazı dizisi ebeveynlerin ve çocukların ev kısıtlamalarında yaşadıkları zorluklar ve önerilerle devam ediyor.

Çocuklar, kovid-19 salgınında, uzun bir süre kısıtlamalar nedeniyle evde kaldılar.

Kısıtlamalar sonrasında bir dönem bazı çocuklar dışarı çıkmaya başladı, bazı ebeveynler ise önlem almaya devam ederek bu dışarı çıkmaları sınırlandırdılar.


Şu an pandemi devam ediyor ve çocuklar için yeniden kısıtlamalar uygulanıyor.

Eğitim yeniden uzaktan ve çevirimiçi oldu. Kovid-19 salıgınında evde kalan bebekler, okul öncesi, okul dönemi çocuklar, gençler ve ebeveynler için bazı zorluklar olduğu bir gerçek. Bu süreçte ebeveynler birçok zorlukla başa çıkmaya çalışıyorlar. Özellikle evden çalışan yetişkinler, bir yandan işleri yetiştirmek diğer taraftan çocukların ihtiyaçlarını karşılamak arasında sıkışıp kalmış durumdalar.


Bu yazıda ebeveynlerin stres kaynaklarını ele alıp, çocukların ihtiyaçlarından bahsetmek istiyorum. Instagramda yaptığımız soru cevaplarda sıkça sorulan sorular ve başlıklardan, danışmanlık verdiğim ebeveyn ve çocuklardan derlediğim bilgilerle hazırlamaya çalıştım. Umarım bu zorlu süreçte destek sağlar.

Gelin bundan 1 yıl kadar öncesini hatırlayalım.

Pandeminin başında uzmanların açıklamalarıyla, çocuklara virüs nasıl anlatılır, salgın nasıl açıklanır içerikleri her yerdeydi. Çünkü tüm uzmanlar, ebeveynlerin, panikle, çocukları virüsten korumak adına, açıklamaları “dışarıda virüs var çıkamayız” hepimizi öldürür” ya da “ ellerini yıkamazsan virüs bulaşır” ya da “ellerini sağa sola sürme” diyerek yapmalarından endişe ediyorlardı.


Pandeminin devam ettiği günlerde çocukların etraflarında panik, endişeli ve gergin haller esmeye başladı. Eve gelen poşetlerin silindiği, evden çıkmadan dört duvar arasında kalındığı günlerde, çocukların içinde yaşadığı, alışkın olduğu o güvenli alan değişti ve hatta tehlikeli algılanmaya başladı. Evde kalma süresi arttıkça, çocuklar fiziksel, bedensel enerjilerini atamadılar. Hepimiz gibi stres seviyeleri ve endişeleri arttı.


Klinikte merdiven korkuluklarına dokunmanın tehlikeli olduğunu söyleyen, dışarıda bir sandalyeye oturmak istemeyen, dışarısının kirli olduğunu söyleyen, annesinin ve babasının dışarı çıkmasını istemeyen, market ve benzeri alanlara girmek istemeyen yetişkinler olduğu gibi çocuklarla da karşılaşıyoruz. Ekranda bile kucaklaşanları gördüğümüzde şaşırdığımız, fiziksel mesafeli yeni bir gerçekliğin içindeyiz. Çocuklar doğaları gereği, değişikliklere uyum gösterme becerileri biz yetişkinlerden daha hızlı olduğu bir gerçek.

Çocuklarda durum nedir?

Çocuklar da biz yetişkinler gibi arkadaşlarıyla birlikte olmaya, sosyalleşmeye ihtiyaç duyuyorlar. Onları da, yetişkinlerin işlerine devam etmesi gibi eğitim hayatlarına devam etmeleri gerçeği bekliyor. Bazı ebeveynler çocuklarının akademik gelişiminin geri kalmasından endişe ediyorlar. Sınıfların evlerin içinde olduğunu düşünürsek, uzaktan eğitim sürecinde çocuklara daha fazla müdahale edilmeye başlandığını düşünüyorum. Ekrana bakmaları, yerinden kalkmamaları, dersi dinlemeleri uyarılarını öğretmenlerden çok evdeki yetişkinler yapıyor.


Olaya bir de fiziksel ve farklı bir açıdan bakmak istiyorum.

Pandemide çocukların eve sığmamasından da anlayacağımız üzere şehir yaşamı ve evlerin yapısı çocuklar için hiç uygun değil. Dairelerin içinde çocuk yetiştirmek özellikle iki ve daha fazla çocuklu aileler için çok büyük bir zorluk. Küçük çocuklar oyun alanlarına ihtiyaç duyuyorlar. Evlerde eşyaların arasında, ebeveynlerin sürekli uyarıları ile karşılaşıyorlar. Oysa, büyümek için oyun alanlarına ihtiyaçları var. Bu alanları çocuklara sağlayamıyoruz. Çocukluğunda mahalle yaşantısında büyümüş olan yetişkinler evlerine ne kadar yorgun bir şekilde girdiklerini hatırlasınlar. Yakın bir geçmişe kadar çocukluk dışarıda, daha fazla alana sahip olarak yaşanıyordu. Büyükşehirler çocuklara ihtiyaç duydukları o fiziksel alanı hem evlerde hem de dışarıda sağlayamıyor, maalesef. Çocuklar büyürken biyolojik gelişimi ve psikolojik gelişimi için açık alanlara fazlaca ihtiyaç duyuyorlar. Stres seviyelerini artıran bir diğer neden de eskilerin tabiri ile ayaklarının toprağa değmiyor olması, hareketlerinin kısıtlanmış olması (dur çocuğum, yapma çocuğum, otur çocuğumlar da cabası).

,

Fiziksel hareketliliği sağlamak bu süreçte önemli.

Çocukların bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjileri yok. Sadece hareket edecek alanları ve zamanları kısıtlanmış durumda. Evlerdeki eşyalara zarar gelmesinden, ses yapmalarından endişe edildiği için ya da ebeveynlerin günün sonunda yaşadıkları yorgunluktan dolayı çocukların durması, oturması isteniyor. Bu doğalarına ters. Öncelikle bu beklentiyi bir kenara bırakmak lazım. Durmayacaklar ve hareket etmeye ihtiyaçları var. Çocukların büyümek için keşfetmeleri bunun içinde hareket etmeleri, gerekiyor.

Bu onların doğası.


Çocuklar bu alansızlık ve yalnızlık içinde “yaramaz” “söyleneni yapmayan” “hiç durmayan” olarak etiketlenebiliyorlar.



Pek fazla yaşlara bölerek hareket etmek istemedim.

Tüm çocukların ve ebeveynlerin ortak ihtiyaçları üzerinden ilerlemek istiyorum.

Ancak bebekler için durum biraz farklı.

İzolasyonda kalan 0-2 yaş arası bebekler, pandemi sonrası diğerleri ile ilişkilerinde bir takım zorluklar yaşayabilirler. Bağlanma kuramına yeni bir başlık bile eklenebilir, aşırı bağlanan diye. Herkesin evlerde olduğu kovid-19 salgını sürecinde, bebekler bakım verenlerinden hiç ama hiç uzaklaşmadan yabancı kimse görmeden büyüyor. Bebekler için bir anda dışarı çıkmak ve bakım vereninden ayrılmak hiç kolay olmayacak. Bunu bir felaket haberi olarak vermiyorum, sosyal izolasyon sonrası ona da alışacaklarına eminim. Sadece bu durumun farkında ve bilincinde olarak kısıtlamalar sonrası aniden bebeği terk ederek, uzun süreli ayrılmalar yaşanmadan duruma ısındırılması gerekecek. Evde bakım verenlerin, bebekten ayrı yerlere çekilerek, küçük küçük alan değiştirmeleri ugyun olabilir.


Bebeklerin yabancılar ile karşılaştıklarında korkmuş, endişeli veya üzgün duygusal yanıtlar verebileceklerinin de altını çizmem gerekli. Henüz dünyaya yeni gelmiş ve dünyaya geldikten sonra da hiç yabancı görmemiş bu küçük canlının diğerlerine alışması ve uyum sağlaması için destekleyici olmakta fayda var. Umarım bu günler hızla geçer ve ben de kovid-19 salgını sonrası bebeklerle ilgili detaylı bir öneri yazısı yayınlarım.


6 aylıktan 2 yaşa kadar olan bebekler, maskeli insanları gördüklerinde yüzlerinde büyük bir şaşkınlık ifadesi yaşayabiliyorlar.

Bunun en büyük sebebi, henüz alıcı dillerinin, ne söylendiğinden (kelimelerden çok) ifadeler, jest ve mimikler üzerinden çalışıyor olması. Bebeklerin en büyük becerileri yüz okuma ve bu becerileri maskelenmiş durumda. Bu durumun bebeklerin dışarıda daha huzursuz ve daha kaygılı olmalarına sebebiyet vermesi çok anlaşılır. Maskeli ebeveynlerin ses tonlarını güven verici ve sevgi dolu tonlarda tutmaları, stres seviyelerini azaltmaları için yerinde olacaktır.

Ebeveynlere öneriler.

Tüm aile bireylerinin 7/24 aynı alanda bulunması aile içi çatışmaları alevlendirebilir.

Evden çalışan ebeveynler için hem çocuğun uzaktan eğitime katılması, çocuğun ödevleri ve hem de ev içi sorumlukların da dahil olmasıyla birlikte ev içi gerginlik tırmanabilir.

Bu çok anlaşılır bir durum. Bunun için herkesin kendi alanına çekildiği kısa molalar planlamakta fayda var. Kriz anlarında şu anda öfkeliyim, şu anda kaygılıyım, şu anda biraz molaya ihtiyacım var gibi tanımlarla durumu ifade ederek bir kenara çekilip, sakinleştikten sonra gündemi konuşmak herkes için sağlıklı olabilir.


Hepimiz bu süreçte anbean değişen stres nedeniyle durumlara tepkiler verebiliyoruz. Birlikte hem biyolojik hem de psikolojik sağlığı koruyarak, kovid-19 salgınını atlatmakta fayda var. İleride, çocuğunuz bugünleri sizinle birlikte nasıl geçirdiğini anarak hatırlayacak. Pandemi döneminde sizden öğrendikleri var. Yaşamının ilerleyen yıllarında karşılaştığı zorluklarda, şu anda ev içinde öğrendiği stresle başa çıkma tepkileri gösterme olasılığı çok yüksek.

Bunu hatırlamanızda fayda var. Ancak bu öfkeli, tahammülsüz davranışlarınız veya duygularınızdan dolayı suçluluk duymanızı gerektirmez. Bu çatışmaların da olabileceğini, ancak çözümünün birlikte bulunabileceğine bir işarettir; tüm duyguların, stres anlarının bile anlaşarak çözümlenebileceğine yönelik.

Size destek olabileceğini düşündüğüm bazı başlıklar.


En önemli desteklerden biri çocuklarla konuşmaktır!

1. Neler olduğu hakkında çocuğunuzla konuşun, onlara düşüncelerini ve hislerini sormaktan çekinmeyin. Doğum günü partisini arkadaşlarıyla kutlayamadığı için ya da teyzesini, amcasını göremediği için üzüldüğünde yanında olun. Dışarı çıkamadığı için mutsuz ya da öfkeli olabilir, buna anlayış göstermenizi bekleyecektir.

Onlar için şefkatli ve güvenli bir ebeveyn olabilirsiniz. Araştırmalar, bunun çocuklar üzerinde sakinleştirici bir etkisi olduğunu gösteriyor.


2. Çocuklarınızın oynamasına izin verin. Özgür ve yönlendirmesiz oyun, özellikle bu zamanlarda daha iyi hissetmeleri için çok önemlidir. Ayrıca bilişsel ve sosyal gelişimleri üzerinde muazzam bir etkiye sahiptir. Çocuklar oyun oynayarak, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olan duygularını ifade ederler.

Evi bir oyun adasına dönüştürerek birlikte eğlenmek için fırsat yaratabilirsiniz.

Bu hem size hem de çocuğunuza iyi gelecek bir stres azaltma yöntemi olabilir.

Birlikte eğlenmek için sadece oyun oynamaya ihtiyacınız var; ne yapması gerektiğini söylemeden, komut vermeden, sadece oynayın. Oyun çocuğun terapisidir. Eğer siz de oyuna katılmaya istekli olursanız, bu hepiniz için iyileştirici olabilir. Unutmayın, sadece oynayın. Onun oyununu takip edin. Oyun bir sürü sorular sormak, talimatlar vermek değildir.


Gerekirse evdeki eşyaları bir kenara, odaya toplayıp kaldırabilirsiniz. Her gün çocukluğunuzda olduğu gibi sadece oyun oynayarak geçireceğiniz oyun saatleri düzenleyebilirsiniz.

3. Çocuklarınızın fiziksel olarak aktif olmasını sağlayın. Yatağın üzerine çıkıp biraz zıplamanın, yastık savaşı yapmanın, evde saklambaç oynamanın kime zararı var?

Ailelerin bu süreçte sağlayabilecekleri fiziksel destek, koşmak, paten kaymak, bisiklete binmek, top oynamak, zıplamak gibi fiziksel egzersizleri içeren aktiveteleri hayatlarından eksik etmemek. Sabah başlayan mesaiden önce erken kalkıp veya mesai sonrası.

Egzersiz, psikolojik ve fiziksel sağlığı artırır ve ayrıca stres hormonlarını azaltır. Önlemlerin izin verdiği kadarıyla, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına dikkat ederek dışarı çıkıp, çocuklarınızla biraz temiz hava alabilirsiniz.

4. Okul öncesi çocuklardan gençlere kadar zihinsel ve duygusal stresi azaltan tekniklerden biri de nefes farkındalığıdır. Çocuklarınıza nefeslerini gözlemlemeyi ve birlikte derin nefes almayı öğretebilirsiniz. Uzanıp, karnınıza sevimli bir oyuncak koyarak nefes alıp verirken yavaşça yukarı ve aşağı hareket etmesini izleyebilirsiniz. Çocuklar için mindfulness çalışmaları bilimsel olarak kanıtlanmış stres azaltma yöntemlerine dayanmaktadır.

5. Çocuklarınızın, özellikle de küçüklerin, sosyal yaşamlarını sürdürmelerine ve arkadaşları ve büyükanne ve büyükbabaları ile iletişim halinde kalmalarına yardımcı olun. Arkadaşlarına, aile üyelerine göndermeleri için mektup yazmalarına veya resimler çizmelerine ve telefon görüşmeleri veya video görüşmeleri yapmalarına izin verin. Diğerleri ile kurdukları bağı fark etmek güvende hissettirebilir.

6. Mümkün olduğunca düzeni ve rutini korumaya çalışın. Yemek zamanı, oyun zamanı vb. faaliyetler için plan yapabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte haftalık bir program yapmak dahil edilmiş hissettirecektir, bu plan sayesinde daha sonra ne olacağını önceden bilebilir.

Ayrıca her gün birlikte yapmak için dört gözle bekleyebilecekleri eğlenceli ve özel şeyler planlayabilirsiniz - bir dans partisi, pizza atölyesi veya yastık savaşı yapabilirsiniz!

Programa askeri düzen gibi uymak zorunda değilsiniz, esneyebilirsiniz.

Evde her dakika sorumluluk sahibi bir çocuk beklemeyin. Sürekli yapması gerekenler listesi ile arkasından dolaşmayın.

Bu esnek olmayı gerektiren bir zaman.

7. Çocuklar da yas tutar. Bu toplumsal bir travma ve çocukların bu travmanın yasını tutmaya ihtiyaçları var. Pandemi sırasında ortaya çıkan duygu-davranış değişikliklerine bağlı olarak öfkelerini veya kederlerini önemsizleştiremeyiz. Yetişkinler gibi, çocuklar da strese neden olan olaylara hepsi aynı şekilde tepki vermezler. Bazı çocuklar pek ilgilenmiyor gibi görünebilir, bazıları ise hoş olmayan duygular geliştirebilir. Yetişkinler gibi çocukların da farklı kişilik özellikleri ve direnç seviyeleri var. Bu da onların huzurunu etkiler. Bazı çocuklar huzursuz hissederek daha yüksek düzeyde stres yaşayabilirler. Bazıları kaygı geliştirebilir ve sinirli, saldırgan veya korkmuş olabilir. Durumun ne kadar sürdüğüne bağlı olarak, sosyal geri çekilme veya ağlamaya neden olabilecek üzüntü veya depresyon duyguları ortaya çıkabilir.

Öfke veya üzüntülerini dışa vurmaya ihiyaçları var.

Bu bilinçle duygu değişimlerinde onlara zaman verilerek, şefkatle karşılanması gerekir.

Birlikte eğlendiğiniz zamanları ihmal etmeyin.

Gülmek hem hayatınıza hem de çocuğunuzun hayatına neşe getirir. Herkesin daha iyi hissetmesine yardımcı olan mutluluk hormonları serotonin ve endorfin salınımını artırır. Gülmek ayrıca adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının üretimini de azaltır.



8. Son olarak: Ebeveyn ve bakım veren kişi olarak kendi üzerine düşünme alıştırması yapın. Nasıl hissediyorsunuz? Endişeli misiniz? Stresli mi? Aşırı gergin mi? Bu duygular üstesinden gelinemeyecek kadar güçlüyse, lütfen kendiniz için profesyonel yardım alın. Uçakta maskeyi ilk önce kendinize takmanız gerektiğini hatırlayın. Bu aynı zamanda çocuklarınıza da yardımcı olacaktır.


Sağlılıklı günler,

Anıl Yetişen

Klinik Psikolog


65 görüntüleme0 yorum