Viktor Frankl İnsanın Anlam Arayışı

Viktor Frankl, 1940'larda Nazi toplama kamplarında sağ kaldıktan sonra geliştirdiği bir psikoterapi türü olan logoterapinin kurucusudur.

Kamplardaki tecrübesinden sonra, bireylerin zorluklara ve ıstıraba dayanabilecekleri bir anlam ve amaç arayışı içinde olduğu teorisini geliştirdi.


Viktor Frankl'ın Kısa Bir Tarihçesi
Viktor Frankl 26 Mart 1905'te doğdu ve 2 Eylül 1997'de Viyana'da (Avusturya) öldü. Yaşamının erken dönemlerinde Sigmund Freud ve Alfred Adler'den etkilendi, 1930'da Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden tıp diploması aldı. 1940'dan 1942'ye kadar Rothschild Hastanesinin Nöroloji Bölümü'nü ve 1946'dan 1970'e kadar, Viyana Nöroloji Polikliniği'nin direktörlüğünü yaptı.
1942'de Frankl, karısı, ailesi ve diğer aile üyeleriyle birlikte bir Nazi toplama kampına gönderildi. 1942'den 1945'e kadar Auschwitz de dahil olmak üzere toplam dört kampta bulundu ve ailenin tek hayatta kalan üyesi oldu. 1945'te Viyana'ya döndü ve kamplardaki gözlemlerine  dayanarak teorileri hakkında bir kitap yayınladı. Öldüğü zaman, "İnsanın Anlam Arayışı" adlı kitabı 24 dilde basılmıştı.
Frankl, nöroloji ve psikiyatri profesörü olarak kariyeri boyunca, 30 kitap yazdı, 5 kıtada 209 üniversitede ders verdi ve dünyadaki farklı üniversitelerden 29 fahri doktora aldı. Harvard ve Stanford'da misafir profesördü ve “logotherapy” adlı kuramı, Freud'un psikanalizinden ve Adler'in bireysel psikolojisinden sonra Viyana'nın üçüncü terapi okulu olarak tanındı. Ayrıca, logoterapi Amerikan Tabipler Birliği, Amerikan Psikiyatri Birliği ve Amerikan Psikologlar Derneği tarafından bilimsel temelli psikoterapi okullarından biri olarak kabul edildi.


Logoterapiyi Anlamak
Frankl, insanların yaşamda anlam bulma arzusuna eşdeğer olan “anlam ifade etme” arzusu tarafından motive edildiğine inanıyordu. Yaşamın en sefil koşullarda bile bir anlamı olabileceğini ve yaşam için motivasyonun bu anlamı bulmaktan geldiğini savundu. Bir adım daha ileri giderek, Frankl şunları yazdı:
İnsan özgürlüğü, içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun, insanın tutumunu seçebilmesidir.
Bu görüş acı çekme deneyimlerine ve acının içinde bir anlam bulma tutumuna dayanıyordu. Bu şekilde Frankl, bir durumu artık değiştiremediğimizde kendimizi değiştirmek zorunda kaldığımıza inanıyordu.


Logoterapinin Temelleri
"Logos", Yunanca anlam kelimesidir ve logoterapi, kişinin yaşamda kişisel anlam bulmasına yardımcı olmayı içerir. Frankl, "İnsanın Anlam Arayışı" nda teori ile kısa bir genel bakış sağladı.


Çekirdek özellikleri
Frankl, teorisi ve terapisinin dayandığı üç temel özelliğe inanıyordu:
* İrade özgürlüğü
Kişinin kendini görme, kabullenme, başa çıkma ve hayal etme imkanıdır.
* Anlam isteği
İnsan her zaman keşfetmek ve tamamlamak istediği bir anlama doğru yönelir.
* Hayat algısı
Hayatın koşullarına karşı, özgür bir şekilde, taşıdığı anlama odaklanarak, bunlara göre tavır alan insan.


Temel varsayımlar
Logoterapi, yukarıda sıralanan özelliklerin aranması ve temel yapıları ile örtüşen altı temel varsayımdan oluşur:


1. Beden, Zihin ve Ruh
İnsan, bir beden, zihin ve ruhtan oluşan bir varlıktır. Frankl, bir bedenin ve zihnimizin olduğunu savundu, ancak ruh, biz ya da özümüzdür. Frankl'in teorisinin dine veya teolojiye dayanmadığını, ancak bunlara sıklıkla paralel olduğunu unutmayın.


2. Her Koşulda Yaşamın Anlamı Var
Frankl, hayatın her koşulda, hatta en mutsuz anlarda bile bir anlamı olduğuna inanıyordu. Bu, durumlar objektif olarak korkunç görünse bile, anlam içeren daha yüksek bir düzenin olduğu anlamına gelir.


3. İnsanın Anlam İradesi Var
Logoterapi, insanların bir anlam ifade etme istekleri olduğunu ileri sürmektedir; bu, anlamın yaşamak ve hareket etmek için temel motivasyonumuz olduğu anlamına gelir ve acıya ve ıstıraba katlanmamıza izin verir. Bu güç ve zevk elde etme arzusundan farklı olarak görülmektedir.


4. Anlam Bulma Özgürlüğü
Frankl, her durumda, bireylerin anlam bulma arzusuna erişme özgürlüğüne sahip olduğunu savunur. Bu acı ve ıstırap deneyimlerinin değişmediği bir durumda, insanın tutumunu seçmesine dayanır.


5. Anın Anlamı
Beşinci varsayım, kararların anlamlı olması için bireylerin günlük yaşamın taleplerine toplumun değerlerine veya kendi vicdanlarına uygun şekillerde cevap vermeleri gerektiğini savunmaktadır.


6. İnsan Eşsizdir
Frankl, her bireyin benzersiz ve yeri doldurulamaz olduğuna inanıyordu.


Uygulamada Logoterapi
Frankl, acı çekmeyi başarıya dönüştürmenin mümkün olduğuna inandı. Acıyı, suçluluk duygusunu daha iyi hale getirmek için, kendini değiştirmek için bir fırsat olarak görüyordu ve yaşam geçişleri için davranışların sorumluluğunda bulunarak değişim için bir şans olarak görüyordu.
Bu şekilde, logoterapi, insanların, "manevi" kaynaklarını, sıkıntıya dayanacak şekilde daha iyi kullanmalarına yardım etmeyi amaçlıyor. Frankl, kitaplarında, kavramları okuyucuya açıklamak için sık sık kendi kişisel deneyimlerini kullanır.


Logoterapide kullanılan üç teknik, yansıma, paradoksal niyet ve Sokratik diyalogdur.
1. Dereflection-Yansıma:  Bir kişinin kendine ve diğer insanlara odaklanarak yardım etmesini amaçlar; böylece bir bütün haline gelebilir ve bir sorun veya bir hedefe nasıl ulaşılacağı konusunda daha az zaman harcarlar.


2. Paradoksal niyet:  Paradoksal niyet, en çok korkulan şey için insanın gerçekleşmesini dilediği bir tekniktir. Örneğin, aptal görünme korkusu olan bir kişi bilerek aptal gibi görünmeye çalışmaya teşvik edilebilir. Paradoksal olarak, niyet en çok korkulan şeyi içerdiğinde korku ortadan kalkacaktır.


3. Sokratik diyalog:  Sokratik diyalog, danışana kendi kelimeleri aracılığıyla kendi kendini keşfetme sürecinde yardımcı olacak bir araç olarak Logoterapide kullanılır. Bu şekilde, terapist kelimelerin kalıplarına işaret eder ve danışanın kendi cümlelerinden anlamları görmesine yardımcı olur. Bu sürecin, danışanın keşfedilmeyi bekleyen cevapları bulmasına yardımcı olduğuna inanılıyor.


Logoterapi tekniklerinin bazılarının bilişsel davranışçı terapi (BDT) veya kabul veya bağlılık terapisi gibi yeni tedavi biçimleriyle nasıl örtüştüğünü görmek kolaydır. Bu şekilde, logoterapi, davranış ve düşünce temelli tedaviler için tamamlayıcı bir yaklaşım olabilir.


Eleştiriler
1961'de, fikirlerini terapistin danışana dikte ederek aktarmasından dolayı, logoterapinin otoriterleşmeyle eşdeğer olduğunu iddia eden ABD'deki varoluşsal hareketin kurucusu olarak bilinen Rollo May tarafından sorgulandı. Bu şekilde, terapistin hastanın sorunlara çözüm bulma konusundaki sorumluluğunu azalttığına dikkati çekti. Bununla birlikte, bunun, danışanlarla konuşma biçiminde kibirli olduğu söylendiği gibi, bunun temel bir logoterapi problemi mi yoksa Frankl'in terapist olarak tavrı mı olduğu açık değildir.
Frankl, logoterapinin aslında kişiyi sorumluluk alması için eğittiğini savundu. Ne olursa olsun, Frankl'ın teorilerinin uygulanmasında, kişinin süreçte bir alıcıdan ziyade katılımcı olması gerektiğini vurgulamıştır.


Kanıt
Logoterapi üzerine 1700'den fazla ampirik ve teorik makale ve konuyla ilgili 59'dan fazla ölçüm aracı yayımlanmıştır. 2016 yılında yapılan logoterapiye ilişkin araştırma kanıtlarının sistematik bir gözden geçirmesi, aşağıdaki alanlarda ve durumlarda logoterapiye ilişkin şu etkileri buldu:
Yaşamda anlamın varlığı, yaşamda anlamın aranması ile yaşam doyumu, mutluluk arasında olumlu ilişki olduğu bulunmuştur.


Gündelik Hayatta Logoterapi
Logoterapi prensiplerini günlük yaşamınızı iyileştirmek için nasıl uygulayabilirsiniz?


Bir şey yarat.

Frankl'ın önerdiği gibi, bir şeyler (örneğin sanat) yaratmak, hayatınıza anlam katabilecek bir amaç hissi verir.


İlişkileri geliştir.

Başkalarıyla zaman geçirmenin destekleyici doğası, yaşamınızda daha fazla anlam duygusu geliştirmenize yardımcı olacaktır.


Acı içinde amaç bulun. Kötü bir zamandan geçiyorsanız, içinde bir amaç bulmaya çalışın. Bu biraz zihinsel hile olsa bile, hayatı görmeye yardımcı olacaktır. Örneğin, bir aile üyesi bir hastalık için tıbbi tedavilerden geçiyorsa, amacınızı o kişiyi desteklemek için orada olmak olarak düşünün.


Hayatın adil olmadığını anlayın.

Hayatın en kötü durumlarda bile her zaman bir anlamı olabilir.


Anlam bulma özgürlüğü.

Unutmayın ki her zaman yaşam durumunuzdan anlam çıkarmak için özgürsünüz. Kimse bunu sizden alamaz