Sosyal Duygusal GeliÅŸim mi?
Akademik GeliÅŸim mi?
​
Günümüzde okul öncesi eÄŸitimden ve anaokulu çocuklarından beklentiler, çocukların içerisinde bulundukları geliÅŸim dönemi özellikleri bakımından yüksektir.
Bu yazımda da sizin için okul öncesi eÄŸitim çağındaki çocuÄŸa akademik becerilerin kazandırılmasının mı, yoksa oyun temelli sosyal öÄŸrenmenin kazandırılmasının mı, daha önemli olduÄŸunu araÅŸtırıyoruz. Haklı olarak aileler, eÄŸitim sistemi içerisinde yarışın günden güne hızlandığı bu çaÄŸda çocuklarının hayata ve yaÅŸama daha hazır baÅŸlamalarını arzulamaktadırlar. Ancak bu istençlerinin sonucu her zaman doÄŸru orantılı sonuç vermemektedir.
Okul öncesi öÄŸretmenleri ile bire bir görüÅŸmeler ile yapılan araÅŸtırmalarda, çocukların oyun yoluyla keÅŸfetme becerilerinin daha fazla arttığını ve bu ÅŸekilde öÄŸrendikleri bilgileri kolaylıkla unutmadıkları saptanmıştır. Bu dönemde, bu yaÅŸ grubu çocuklara akademik beceriler öÄŸretmenin, daha doÄŸrusu bu kaygıyı çocuk üzerinde beslemenin, onların üzerinde büyük bir baskı oluÅŸturduÄŸunu düÅŸünmekteyim.
​
Sosyal Duygusal GeliÅŸim mi? Akademik GeliÅŸim mi?
Nancy Carlsson-Paige tarafından yürütülen bir dizi çalışmalar bize hangisinin daha önemli olduÄŸunu gösteriyor. Bu çalışmada, çocuklardan bazıları oyun temelli dersliklerde yer almaktadır. DiÄŸer çocuklar da, akademik eÄŸilimli sınıflarda yer almaktadırlar.
Erken akademik eÄŸitim alan çocuklarda baÅŸarı puanları diÄŸer sınıfa göre hızla artmıştır. İlk belirtiler akademik çalışmaların çocukların baÅŸarıları üzerinde olumlu etkide bulunduÄŸunu göstermektedir. Ancak eÄŸitim döneminin 3. ve 4. sınıfına denk gelecek dönemde iÅŸler deÄŸiÅŸmeye baÅŸlamıştır. Oyun temelli sınıflarda olan çocuklar, iliÅŸki kurmada zorlanmazken, diÄŸer sınıftaki çocukların bu alanda zorlandığı görülmüÅŸtür.
Erken akademik eÄŸilimli sınıftan çıkan çocukların, sınıf baÅŸarıları gene eÄŸitimin bu aÅŸamasında süpriz bir ÅŸekilde düÅŸüÅŸ göstermiÅŸtir. Aslında bunun sebebi çocuÄŸun belirgin bir doyum noktasına ulaÅŸmış olması ve de sosyal olarak beslenememesinin doÄŸal sonucunun akademik baÅŸarısındaki düÅŸüÅŸ olması öngürülebilmektedir.
KreÅŸ çağında oyun ile meÅŸgul olan çocuk, sınıflandırma, sıralama, mekansal iliÅŸkiler, problem çözümü, baÅŸlanılan iÅŸi sonlandırma, iletiÅŸim kurma, yaratıclık, hareket ve sosyal-duygusal kazanımların hepsine doÄŸal yollar ile ulaÅŸmaktadır.
Bu dönemde, erken akademik çalışmalar ile meÅŸgul olan çocuklar ise Piaget' nin geliÅŸim dönemlerinde belirlediÄŸi aÅŸamalardan eksik kalmaktadırlar ki, bunun olumsuz etkileri çocukluk çağının sonunda ortaya çıkmaktadır. Günümüz 'modern' eÄŸitim kurumlarının hepsi 'play'-education' formatı ile oyun temeline hızla dönmüÅŸlerdir.
Bu dönemde çocuklardan bolca oyun oynamalarını beklemek onların yaratıcıklarını, biliÅŸsel ve sosyal geliÅŸimlerini desteklemek anlamına gelecektir. Aksi takdirde her yapılan hareketlerini engellemek veya akademik çalışmalara yönlendirmek onların geliÅŸimlerine ket vuracaktır.
Almanya' da eğitim sistemini değiştiren araştırma
Yukarıdaki çalışmayı destekleyici nitelikte bu çalışma uzun dönemli olarak, 1970 yılında Almanya' da gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir.
Bu araÅŸtırmada, akademik temelli anaokuldan mezun olan 50 öÄŸrenci ile oyun tabanlı anaokulundan mezun olan 50 öÄŸrenci karşılaÅŸtırılmıştır. EÄŸitimin 4. sınıfından itibaren akademik kazanımları ve sosyal becerileri bakımından bu çocukların geliÅŸimleri incelenmiÅŸtir.
Burada oyun temelli eÄŸitimden gelen çocuklara göre erken akademik eÄŸitim alan çocuklar daha düÅŸük performans sergiledikleri bulunmuÅŸtur. Bu çalışma ile birlikte Almanya' da okul öncesi eÄŸitim sistemi tersine çevirilmiÅŸ, oyun eÄŸilimli ve çocuÄŸun yaratıcılığını ve yeteneklerini keÅŸfine dayalı bir hale getirilmiÅŸtir.
Amerika BirleÅŸik Devletlerinde Yoksul Ailelerin Çocukları ile Yapılan Büyük Bir Çalışma
ABD' de yukarıdaki araÅŸtırmalara benzer ÅŸekilde çalışmalar yapılmıştır. Rebecca Marcon' ın yönettiÄŸi bir çalışmada, yoksul Afro-Amerikalı ailelerin çocuklarından 343 kiÅŸilik büyük bir örneklem oluÅŸturulmuÅŸtur. Bu çalışmada da akademik eÄŸitim merkezli anaokullarına devam eden çocuklar, oyun temelli anaokullarına devam eden çocuklara göre 3. v 4. sınıflara kadar akademik olarak önde geliÅŸim göstermiÅŸlerdir. Ancak bu senelerden sonra hızla iÅŸler tersine dönmeye baÅŸlamıştır. Bu dönem aynı zamanda pre-adelosan, yani ergenlik öncesi dönemi içermektedir. Oyun ile eÄŸitim öncesi dönemde çocuklar, akademik ihtiyaçlardan daha fazla sosyal-biliÅŸsel kazanımlara sahip olmaktadırlar.
Oyun ile kazandıkları beceriler, akademik becerilerden daha çok yaÅŸamları boyunca ihtiyaçları oldukça baÅŸvuracakları argumanlar olacaktır.
Ülkemizde 37-66 aylık çocuklar anakoulu döneminde kabul edilip, okul öncesi eÄŸitim almaktadır.
BilindiÄŸi üzere tüm Dünya' da 18 aydan 4 yaşına kadar olan çocuklar oyun çağında kabul edilmektedir. Okul öncesi eÄŸitim ülkemizde olduÄŸu gibi tüm Dünya'da çocuÄŸun biliÅŸsel, sosyal, akademik geliÅŸimi açısından öncü kabul edilmektedir.
Ancak bu dönemde çocuk günümüz eÄŸitim sisteminin beklentileri doÄŸrultusunda daha yoÄŸun akademik hedefleflerin altında ezilmeli midir? Yoksa yaşından ve okul öncesi eÄŸitim kurumlarından beklenildiÄŸi üzere oyunun geliÅŸtirici özellikleri ile empati kurma, paylaşım, yaratıcılık, sosyal zekasının geliÅŸimi gibi çocuÄŸun hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı sosyal özelliklerin kazandırılması mı amaçlanmalıdır?
Peki Günümüz Türkiyesinde Anaokulları Neyi Vaad Ediyor?
Son 4-5 yılda yüksek ücretler ile kayıt alan bir iki tane okul öncesi eÄŸitim merkezi dışında tamamen 'oyun' odaklı olan eÄŸitim kurumu bulunmamaktadır. Geri kalan hemen hemen tüm anaokulları ise dillerine High/Scope, Montessori eÄŸitim ÅŸekillerini pelesenk yapmışlardır. Ancak bu eÄŸitim metodlarını uygulayabilen anaokulları da bir elin parmağını geçmemektedir.
Devletin kendi elinde olan, tabiri caizse devletin anaokullarında iÅŸ biraz daha vahim haldedir. Tek başına bir sınıfın başında bırakılmış öÄŸretmenler, hangi öÄŸrencisine hangi süre içerisinde hangi yaklaşımda bulunabilir? Anaokullarının tümelinde iÅŸ böyle iken, aileler neye göre anaokulu tercihi yapmaktadırlar?
Aileler bugün birincil olarak güven duydukları anaokullarını tercih ediyorlar, sonra anaokulları ile karşılıklı olarak çocuklarının geliÅŸimleri yönünde ne kadar akademik kazanım varsa hepsini hedefliyorlar. Öyle ki birinci sınıfa çocuÄŸun okuma- yazma-sayma bilerek baÅŸlayacak ÅŸekilde yetiÅŸtirilmesi amaçlanıyor.
Bunu ailelerin okullardan bekliyor olması ile okulların ailelere bunları vaad ediyor olması ÅŸeklinde ilerleyen kısır bir döngü oluÅŸmuÅŸ durumda. Tabii ailelerin kendi aralarında çocuklarını kıyaslıyor (yarıştırıyor) olmaları baÅŸka bir etken olarak iÅŸin içine giriyor. Bu durumda daha fazla akademik kazanımlar hedeflenip, çocuklardan daha fazla beklentiler içine giriliyor.
Günümüz yaÅŸam biçimi içerisinde çocukların oyun imkanları oldukça dar bir alana hapsolmuÅŸtur. Bu noktada doÄŸru adres olarak eÄŸitim öncesi kurumların oyun grupları ve sınıfları olarak görülmektedir.
Ancak yukarıdaki süreçlerden dolayı bugün çocukların oyun becerilerini sergileyebilecekleri bu alanlarınından ellerinden alınıyor olduÄŸu düÅŸünülmektedir. Bu sebeple yukarıdaki araÅŸtırmalarında bize gösterdiÄŸi gibi eÄŸitim dönemindeki çocuklarda dolaylı baÅŸarısızlıklar, çocuk depresyonları, sosyal iletiÅŸimlerde yaÅŸanan güçlükler, kendi ifade etmede zorlanmalar, uyum sorunları, sorunlara yönelik kendi çözümlerini bulamama, baÅŸkalarına ihtiyaç duyma gibi sonuçlar doÄŸal olarak ortaya çıkmaktadır.
​
