Yaşamla kurulan ik ilişki -

Tekin içinde çift- Bağlanmanın öyküsü

Akış Kopyası Kopyası Kopyası Kopyası Kopyası Kopyası Kopyası (4).png

Duygusal bağlılık, yakın olduğumuz insanlara karşı hissedebileceğimiz bağlantı ve şefkat duygusudur. Temel bir insani ihtiyaçtır, duygusal bağlılık hayatta kalmamıza yardımcı olur.

 

Bağlanma hayatın temeli. Doğumdan sonra bize bakım veren kişiyle kurduğumuz ilişki türü kim olduğumuzu, ilişkilerimizi belirliyor. Herşeyle ilişki halindeyiz ve genellikle aynı türden bir ilişki halindeyiz. İşimizle, eşyalarla, kendimizle, dünyayla, düşüncelerimizle, eşimizle dostumuzla. Peki ne tür bir ilişki halinde olduğumuzu ne belirliyor? 

 

Bunun için bu yazıda bağlanmayı ve bağlanma şekillerimizi konuşacağız.

 

Rahatlıkla, bağlanma stilinizi söyleyin kim olduğunuzu söyleyeyim diyebilirim. Çünkü olay net annemizle (bu tartışma konusu. Neden anne diye haklı olarak. Biz ona ebeveynle, bakım verenle diyelim) kurduğumuz ilişki yaşamla, kendimizle, diğerleriyle kurduğumuz ilişkiyi belirliyor.

 

Şöyle bir canlı yavrusundan bahsediyoruz. Yeni doğmuş bir bebeği gözünüzün önüne getirin, korunmaya bakıma muhtaç, karnını doyuramaz küçük bir canlı. Bu küçük kim tarafından beslenir, karnı doyurulur, altı temiz tutulursa ona yönelik bir bağlanma gerçekleştiriyor. Tabii bu kadar mekanik değil bu hikaye.

 

Başka bir yazıda Harlow’un 1950’li yıllarda yaptığı maymun deneyinden bahsetmiştim. Ne diyordu orada, yeni doğmuş bir maymun yavrusu, bir havlu anne, bir de telden yapılmış bir anne ile aynı odaya koyuluyordu. Telden yapılmış annenin göğsünde biberon olmasına rağmen bu küçük maymun yapay havlu annenin kucağında vakit geçiriyor, telden yapılmış anneye karnını doyurmak için bir uğrayıp geri geliyordu.
 

Bebeklikte sadece ihtiyaçların karşılanması değil güvenle inşa edilmiş bir bağlanmadan söz ediyor Harlow, bunu da 1950’de keşfediyor. Gerçekten uzaya gitmeye can atan insan köklerine bir o kadar uzak.

 

Bebekken, korkarsak, acıkırsak veya incinirsek, bizi güvende tutabilecek bir başkasına ihtiyaç duyuyoruz. Bebeksiniz düşünsenize arkaşlarla mı dertleşeceksiniz? Bebeklikte olduğu gibi yetişkinlikte de güvendiğimiz insanlarla birlikte olduğumuzda kendimizi daha rahat hissederiz. Bu herkes için geçerli değil sanırım. Bunun için yazının sonlarına doğru her insan için farklı şekillenmiş, ortak bağlanma stillerinden bahsedeceğim.

 

Biz yetişkinler de, tıpkı bebeklikte olduğu gibi bağlı olduğumuz insanlardan ayrılma durumunda sıkıntı ve rahatsızlık hissedebiliyoruz. 

 

İnsanlar dışında hayvanlara, nesnelere, yerlere, alışkanlıklara, inançlara, tarihlere, anılara da bağlanabiliyoruz. Şöyle bir düşünün bakalım arabanızı satarken-eski evinizden taşınırken ayrılığın getirdiği duygular neler oluyor? Bu durumlarda yaşadığımız ayrılığa karşı hissettiğimiz duyguları ne belirliyor? 

 

Duygusal bağlanma modelimiz, doğuştan getirdiğimiz eğilimimize yani mizaç ve bakıcılarla olan deneyimlerimize bağlı olarak belirli bir şekil alıyor.

 

Güvenli bağlanma

Bağlanmalarında güvende hissetmiş insanlar, yani bebekliklerinde bakıcıları tam güven hissettirmiş olanlar, başkalarına güvenmek ve başkalarının kendilerine yaklaşmasına izin vermek konusunda kendilerini rahat hissederler. Yani böyle soğuk yapayım, araya mesafe koyayım demezler. Muhtemelen ebeveynleri bakım verirken onları güvende hissettirmiş, ilgi ve sevgi göstermişlerdir. Onlar da bu ilgi ve sevgiye yanıt vermiş güvenli bir ilişki kurulmuştur.

Ayrıca güvenli bağlanma gerçekleştirmiş olanlar, başkaları onlara güvendiğinde rahatlarlar ve başkalarının hayatlarının bir parçası olmaktan keyif alırlar. 

Güvenli bir şekilde bağlı olmak, birlikte olduğu partnerinin kendisinden uzak olabileceği anlamına da gelir. Ayrı zamanlar hoş görülür ve hatta zevk alınır. Güvenmek için yakın olmaya ihtiyaç duymazlar yani. Gözden ırak gönülden de ırak anlamında olmuyor böyle olunca. 

 

Eşyalardan, ortamlardan, işten ayrılmak ve yaşama devam etmek sürdürebilmek daha kolaydır, güvenli bağlanma gerçekleştirmiş insanlar için. 

Hani bu haberlerde kadın cinayetlerindeki katiller ya benimsin ya kara toprağın diyorlar; işte bu ve benzeri ifadeleri kullanan kişilerin, ayrılamayan insanların, bebekliklerinde travmatik bir ayrılık kaygısı yaşamış olmaları kuvvetle muhtemel. Çünkü ayrılık dayanılmaz ve acı verici bir şekilde deneyimlenmiştir ve buna tahammül edemez.

Kaçınan Bağlanma

Kişi bağlanma stilinde kaçınma eğilimindeyse, yakınlıktan rahatsız olabilir. 

Kaçıngan bağlı insanların başkalarına bağımlı hissetmeleri, onları sıkıntıya sokar. Her türden ilişkide muhtemel bir yakınlık rahatsızlık verir. Çoluk çocuk, eş dost, akraba ya da iş yerindeki yönetici. Kimse yakın olsun istemez kendisine,kimse benimle temas kursun istemez. Annesi ya da bakım vereni bebeklik yıllarında soğuk ve mesafeli yaklaşmış, pek fazla sevgi ve ilgi göstermemiş olabilir. Haliyle diğerlerinden ilgi, yakınlık geldiğinde yabancı bir cisim yaklaşıyor, tanımlanamayan bir nesne geliyor diye alarm zilleri çalar, bu insanların zihninde. Tanımadığı bilmediği bir cisim yaklaşıyor ve bunu bünyesi kabul etmiyor, bunu. 

Mesafeyi korumak ister; hatta başkalarının yakınlık kurma, yakınlık yaratma girişimlerini görmezden gelebilir.  Başkalarının güvenlik ve rahatlık ihtiyaçlarını karşılamak onun için çok zor olabilir ve sevilen biri uzaklaştığında aslında rahatlamış hisseder.

Bu insanlarla romantik ilişkiler yaşayıp, yakınlık duyan kişiler sıklıkla kendilerine şu soruyu sorabilirler; Beni hiç mi sevmiyor? Neden bana ilgi göstermiyor? Sevdiğini söylemesi bu kadar mı zor? 

Endişeli Bağlanma

Endişeli bir şekilde bağlanan bir kişi, çok fazla yakınlık ister ve sevdiği kişiler yakın olmadığında incinir, korkar ve duygusal olarak düzensizleşir. Partneri, arkadaşları, yakın ilişki kurduğu kişiler hep yakınında olsun ister. İlişkilerde çok fazla karşılaşılan bir bağlanma stili. Mesaja anında geri dönüş yapılsın ister, sevgilisinin sürekli kimle olduğunu, nerede olduğunu bilmek ister. 

Endişeli bir şekilde bağlanan insanlar genellikle gerçekten sevilmediklerinden endişelenirler. Tekrar tekrar aranmak, yoğun ilgi görmek isterler, güvensiz, talepkar ve hatta yapışkan görünebilirler. Muhtemel bir ayrılık - uzaklaşma durumu, işten, evden bazen bir eşyadan en çok da sevgiliden ölüm gibi gelir.

Endişeli bir şekilde bağlanan bir kişi partneri kendisinden uzaktaysa kızgın ve hayal kırıklığına uğramış hissederek tepki gösterebilir. Birlikte olmayı ve yakınlık ve sıcaklık hissetmeyi arzu etse bile, partnerini “test edebilir” veya cezalandırabilir.

Kişiliğimizin, psikolojimizin temelinde bağlanma gibi bir gerçek yatıyor. Yaşamla kurduğumuz ilk ilişki bağlanma sırasında bakımımızı kim üstlendiyse, onunla nasıl bir ilişki kurduğumuz büyük ölçüde dünyayla kurduğumuz ilişkiyi de belirliyor.

Elbette yaşam boyu gelişerek devam ediyoruz. Yerinde sayan canlılar değiliz ya da belki de öyleyiz. Burayı bilmeden psikolojiyle ilgili olmak, kendini tanımak, insanı tanımak mümkün değil diye bu yazıda bağlanmadan bahsetmek istedim. Güvenle bağlanacağınız bir yaşamınız olsun. 

 

Anıl Yetişen 

Klinik Psikolog