• Anıl Yetişen

Azizler

Netflix'de Azizler filmi özgün ve absürt bir anlatımla izleyiciyle buluşuyor.


Ruhsallık ve sinemayı birleştirmeyi, toplum ve bireyi analiz etmeyi seven bir senarist olan Berkun Oya'nın Netflix'de yayınlanan Azizler filminin yönetmenliğini Taylan Biraderler yapıyor.


Netflix'de yayına giren Azizler filmi absürt bir anlatımla klasik bir tiyatro eseri tadında kaleme alınmış bir film. Varoluşçu bir bakış açısıyla, yabancılaşmayı, kayıp ve yası, yalıtılmışlığı, bunaltıyı ve kişilerarası ilişkileri, psikolojik motifleleri duru bir anlatımla izleyici ile buluşturuyor.

Belirli karakterler arasında geçen bir durum hikayesi, Azizler filmi.


Son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim. Filmin sıkıcı bulunması gayet normal.

Senarist bunu kasıtlı olarak yapıyor. İ Hepimizin nasıl bir bunaltı hali içinde olduğumuzu gösteriyor.


Yalıtılmışlık ve varoluşsal boşluğu Sartre vari bir biçimde ele alıyor, Azizler filminde Berkun Oya.


Takıntıları, kalabalığın içindeki insan yalnızlığını, klişeleri hiç klişeye düşmeden,

absürt bir anlatım ile işliyor. İmgelem kulanımı, fantezileştirme, toplumun, insan ilişkilerinin patolojilerini günlük dilden aşina olduğumuz haller ve bildiğimiz diyaloglar üzerinden anlatıyor.


Azizler filmi, insanla ve toplumla bağ kuruyor ve bir derdi olduğunu hissettiriyor.


Erbil karakteri (Haluk Bilginer), travma sonrası stres bozukluğu ile sanrılı majör depresyon belirtileri gösteriyor. Yaşamın ileri yıllarında gelen yalnızlığın, kayıp sonrası yaşanan travmanın bedensel, zihinsel, duygusal yansımasını izliyoruz, Erbil karakterinde. İçinde bulunduğu derin yasın, suçluluk duyguları ve hesaplaşmanın sahnelerini izliyoruz. Erbil karakteri yaşadığı kayıp sonrası derin bir yasın içinde. Filmin devamında yaşamla hesaplaşma ve vedalaşma haline geçerken zaman zaman gerçeklikten kopuşunu görüyoruz.

Erbil karakterinin öz bakımındaki ve kıyafetlerindeki özensizlik, evinin içindeki eşyaları yenilememiş olması hikaye ile kurgunun nasıl özenle iç içe geçtiğini gösteriyor bize. Erbil karakterinin karısının ölümünden sonra devam eden yas ve depresyon belirtileri görsel bir anlatımla bütünlük kazanmış.


Özellikle kanser hastalığı çoğu filmde yer aldığı için sinemada büyük bir risk taşıyor, tekrara düşme açısından. Azizler filmi, hastalığı hiç arabeskleştirmeden, gerçekçi ve etkili sahneler üzerinden bize gösteriyor.


Bir çok sahnede günlük diyaloglar olduğu gibi aktarılmış. Hepimizin birkaç kez karşılaştığı can sıkıcı durumları ve bunlara verdiğimiz tepkileri işin içine katmış. Gayet komik sahneler de var. Azizler filmi için komedi-dram diyebiliriz.


Konuyu işleyiş bakımından aceleye düşmüyor senarist. Abartıya kaçılmayan sahneler anlatımın derinliğine gölge düşürmüyor. Netflix'de son zamanlarda yapılan filmlerdeki renk patlamalarını görmüyoruz, bu filmde.

Hikayenin dönüşümü de kendi bağlamı içinde işleniyor. Aslında sonuna bakarsanız mutlu son ile dram iç içe geçmiş bir şekilde, iki farklı son var.



Filmi sıkıcı bulanlar olması gayet normal çünkü varoluşsal boşluktan, yeni yüzyıl insanın sıkıcılığından bahsediyor film. Senarist de bunu istiyor, günümüz insanı bir bunaltı ve yalıtılmışlık içinde göstererek. Senaryonun kendini sevdirmeye çalışmak gibi bir derdi yok. Sartre'den, varoluşsal felsefeden faydalanarak yeni yüzyıl insanının yabancılaşmasına yeni bir bakış açısıyla yaklaşıyor Azizler filminde Berkun Oya.


Deneysel film tadında Azizler.

Her bir karakterin psikolojik örgütlenmesi ve bunların karakterler arasında iç içeliği, senaristin bir başkadır dizisinde de, Masum dizisinde de hem tercih ettiği bu anlatımına tekrara düşmeden yenilik getirdiğini görüyoruz.


Absürt anlatım karakterlerde hayat bulmuş.

Özellikle toplum ve aile içinde çocuğun patolojik hale gelmesini doğrudan göze sokuyor. Azizler filminde çocuk karakteri absürt bir anlatımla, çocukların çocukluklarını yaşamaktan mahrum kalışına ve toplumun / ailenin onları getirdiği patolojik hale bir eleştiri adeta.

Çocukluktan yetişkinliğe kadar tam bir toplumsal bozulmayı işaret ediyor.

Azizler filminde Engin Günaydın Aziz karakteri ile Haluk Bilginer Erbil karakteriyle beklenenden ne daha azını ne de daha fazlasını vermişler. Oyuncuların hepsi üzerine düşeni yapmışlar ve rollerinde absürt anlatımı destekleyici bir oyunculuk sergilemişler.

Engin Günaydın kendine ait jest ve mimikleri ile ön plana çıkan bir oyuncu, çoğu rolünde birbirine yakın ifadelerle oynuyor. İzlerken hangi tepkiyi verebileceğini kestirebiliyoruz. Her zaman çok rahat oluşu izleyicide bir samimiyet ve içtenlik duygusu meydana getiriyor.

Benim oyunculuğunda en sevdiğim, duygu durum geçişleri. Öfkelendiğinde ya da şaşırdığında gerçekten o duyguyla oynuyor.


Erbil karakteri ile sinemada gördüğümüz Haluk Bilginer'den daha çok tiyatroda gördüğümüz Haluk Bilginer'i izliyoruz. Bence Haluk bilginer histirionik rollerde, daha teatrel işlerde aşkın bir halle oynuyor.


Azizler filmi son kısmında ölüm, öte dünya, hayatla vedalaşma - hesaplaşmayı işliyor. Hızlı bir çözülmeye gidiyor film burada, karakterler üzerinden ve gelişmelerle hikaye dönüşümünü tamamlıyor. Ancak hem mutlu son hem de dramla bitiyor diyebiliriz. Senarist iç içe geçmiş bir sonsuzluk içinde bitiriyor hikayeyi. En sevdiğim kısmı da burası oldu.


Deneysel ve bir çok farklı dalda ödüllük bir film olduğunu düşünüyorum. Kesin olan şu ki, bir çok açıdan kalıcı bir eser bu film. Kendi tarzını oturtmuş olan senarist yeni filmlerini merakla bekletiyor. Ruhsallıkla sinemayı birleştirerek ekrana taşıyan senaristin senaryolarında toplumdan ve insandan beslendiği ortada.

Uluslararası alanda bir çok yönetmenle adı daha fazla anılacağına yönelik inancım tam.

Türkiye sinemasına Netflix'de, izleyiciyi küçümsemeyerek böyle zengin bir içerik kattığı için senariste sonsuz teşekkürler.


Özellikle benim gibi psikoloji ve sinemada kişilik örgütlenmeleri, patoloji, nevroz, klinik tabloları, kişilerarası işlenen hikayeleri seven psikolojik film meraklılarının Netflix listesinde yer alması gereken bir film, Azizler.


Film analizleri için bloğumu ve instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör